Yazar: Büke Doğan
Okuma Süresi 5 dakika
Paylaş:

İnşaatta Hızın Mühendisliği: FlyCrete Hızlı Beton ve Rapidome 3D Baskı Yapı Sistemi

İnşaat projelerinde süre, çoğu zaman tasarım ve uygulama süreçlerini belirleyen temel parametrelerden biri olarak değerlendirilir. Betonun gerekli dayanıma ulaşması, yapım aşamalarının belirli bir sıra içerisinde ilerlemesi ve geleneksel yöntemlerin gerektirdiği uygulama süreleri, projenin toplam tamamlanma süresini doğrudan etkiler.

Ancak havalimanı pistleri, yoğun trafik altındaki yollar veya acil yapı ihtiyaçları söz konusu olduğunda uygulama ve bekleme sürelerinin azaltılması kritik önem taşır. Bu tür projelerde hız; yalnızca yapım süresinin kısaltılması değil, aynı zamanda operasyon sürekliliğinin sağlanması, maliyetlerin kontrol altında tutulması ve ihtiyaca zamanında yanıt verilebilmesi açısından da önemli bir mühendislik kriteridir.

Peki, inşaatta geleneksel olarak kabul edilen süreleri malzeme ve üretim teknolojilerini değiştirerek yeniden tanımlamak mümkün mü?

Çimsa tarafından geliştirilen Çimsa FlyCrete hızlı dayanım kazanan beton ve Rapidome 3D baskı yapı sistemi, bu soruya iki farklı uygulama alanından yanıt veriyor. Çimsa FlyCrete, betonun servis yükünü karşılayabilecek dayanıma ulaşma süresine odaklanırken Rapidome, 3D baskı teknolojisiyle yapı üretim sürecini yeniden ele alıyor. Çimsa FlyCrete 3 saatte en az 25 MPa dayanıma ulaşırken, Rapidome kalıpsız üretim teknolojisiyle bir yapının duvarlarının 48 saatte tamamlanmasını mümkün kılıyor.

Hızlı Beton Teknolojisiyle 72 Saatlik Bekleme 3 Saate İnebilir mi?

Beton uygulamalarında hız, yalnızca betonun ne kadar kısa sürede döküldüğüyle ilgili değildir. Betonun kullanım için gerekli dayanıma ne kadar sürede ulaştığı da uygulamanın toplam süresini belirleyen temel unsurlardan biridir.

Bu durum özellikle havalimanı pistleri, yoğun trafik altındaki yollar ve endüstriyel zeminler gibi kullanımın uzun süre kesintiye uğratılamadığı alanlarda daha kritik hale gelir.

Çimsa FlyCrete, kalsiyum alüminat çimentosu (CAC) esaslı, hızlı dayanım kazanan özel bir beton çözümüdür. Sıradan Portland çimentolu betonun servis yükünü karşılayabilecek dayanıma ulaşması yaklaşık 72 saat gerektirirken Çimsa FlyCrete, yalnızca 3 saatte en az 25 MPa dayanıma ulaşır.

Bu hızlı dayanım kazanımı, uygulama yapılan alanın çok daha kısa sürede yeniden kullanıma açılmasına olanak sağlar.

Çimsa FlyCrete Hangi Alanlarda Kullanılabilir?

Çimsa FlyCrete’in hızlı dayanım kazanma özelliği, uygulama süresinin kritik olduğu projelerde önemli bir avantaj sağlar. Havalimanı pistleri, yollar ve yoğun trafik altındaki endüstriyel zeminler başlıca kullanım alanları arasında yer alır.

Yoğun trafik ve aşınmaya karşı dayanıklı yapısı sayesinde, özellikle sınırlı zaman aralıklarında gerçekleştirilen bakım ve onarım çalışmalarının kısa sürede tamamlanmasına ve uygulama alanının yeniden kullanıma açılmasına imkân tanır.

Bir Havalimanı Pisti 3 Saatte Yeniden Trafiğe Nasıl Açıldı?

Havalimanlarında pist onarımları, uçuş operasyonlarının sürekliliği nedeniyle sınırlı zaman aralıklarında gerçekleştirilebilir. Pistlerin uçuş trafiğinin durduğu kısa sürelerde kullanıma kapatılabilmesi, uygulanan betonun dayanım kazanma süresini kritik bir parametre haline getirir.

Türkiye’nin ikinci büyük havalimanında gerçekleştirilen Çimsa FlyCrete uygulaması, hızlı dayanım kazanımının kritik olduğu bu ihtiyaca yönelik önemli bir saha örneği oluşturdu. 

Geleneksel beton kullanılması durumunda pistin servis yükünü karşılayabilecek dayanıma ulaşması yaklaşık 72 saat gerektirirken, Çimsa FlyCrete uygulamasıyla gece 01.00’de kullanıma kapatılan pist, yalnızca 3 saat sonra, sabah 04.00’te yeniden uçuş trafiğine açıldı.

Beton, üç saat içerisinde yüksek tonajlı uçakların oluşturduğu servis yükünü karşılayabilecek dayanım seviyesine ulaştı. Böylece yaklaşık 72 saatlik süreç 3 saate inerken, toplam onarım süresi yaklaşık %96 oranında kısaldı.

Bu uygulama, hızlı dayanım kazanan beton teknolojisinin performansının gerçek saha koşullarındaki karşılığını ortaya koyarken, aynı zamanda operasyon sürekliliğinin sağlanmasına yönelik sunduğu katkıyı da gösterdi.

Çimsa FlyCrete, bu uygulamayla birlikte 2024 yılında 14. Altın Yaka Ödülleri’nin İnovasyon kategorisinde ve Şantiye Dergisi’nin Yılın En Yenilikçi Ürünü seçiminde birincilik elde etti.

İnşaat projelerinde toplam süreyi belirleyen unsur yalnızca betonun dayanım kazanma süresi değildir. Yapının hangi üretim yöntemiyle inşa edildiği de toplam proje süresi üzerinde doğrudan etkilidir. 3D baskı teknolojisi, geleneksel yapım süreçlerini bu açıdan yeniden ele alan yöntemlerden biridir.

Bir Yapının Duvarları 48 Saatte Üretilebilir mi?

Geleneksel yapı üretiminde kalıp hazırlığı, uygulama ve farklı imalat aşamaları toplam yapım süresinin önemli bir bölümünü oluşturur. 3D baskı teknolojisi ise üretim yöntemini değiştirerek yapım süresinin kısaltılmasına yönelik farklı bir yaklaşım sunar.

Rapidome, beyaz çimento esaslı özel bir harç ve taşınabilir 3D yazıcı kullanılarak geliştirilen bir yapı sistemidir.

Sistemde Çimsa Beyaz Çimento içeren özel harç, 3D yazıcı aracılığıyla önceden belirlenen dijital tasarıma uygun biçimde katmanlar halinde uygulanır ve yapı elemanları bu katmanların üst üste oluşturulmasıyla üretilir. Böylece geleneksel kalıp kullanımına ihtiyaç duyulmadan duvar imalatı gerçekleştirilebilir.

Bu yöntemle bir yapının duvarları 48 saat içerisinde tamamlanabilirken, klasik konut yapımına kıyasla yaklaşık %25 maliyet tasarrufu sağlanabilir.

Rapidome’u Geleneksel Yapım Yöntemlerinden Ayıran Nedir?

Rapidome’un sağladığı avantajlar yalnızca yapım süresinin kısaltılmasıyla sınırlı değildir.

Çift katmanlı duvar yapısı doğal ısı ve ses yalıtımı sağlarken, duvar kalınlığı ve geometrisi farklı iklim koşullarına göre uyarlanabilir.

3D yazıcının taşınabilir olması, sistemin geleneksel şantiyelerin yanı sıra erişimin güç olduğu bölgelerde de uygulanabilmesine imkân tanır.

Güneş panelleriyle birlikte kullanıldığında %100 enerji verimliliğine ulaşabilen sistemde kullanılan malzemelerin tamamı yerli üretimdir.

Eskişehir’de 140 m²’lik Bir Yapı, Mersin’de 70 m²’lik Bir Konut

Rapidome teknolojisinin büyük ölçekli uygulamalarından biri Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) kampüsünde hayata geçirildi.

140 m² büyüklüğündeki yapı, Türkiye’nin en büyük 3D baskı binası olarak inşa edildi ve bugün Çimsa Teknoloji ve Etki Merkezi olarak faaliyet göstermeye devam ediyor. 20 Temmuz 2024 tarihinde tanıtılan merkez, ilk yılında 300’den fazla öğrenciye teknik eğitim verdi.

Teknolojinin konut ölçeğindeki uygulaması ise Mersin’de gerçekleştirildi. Burada 70 m² büyüklüğünde 2+1 bir konut prototipi üretilerek Rapidome sistemi konut ölçeğinde uygulandı.

Taşınabilir üretim sistemi, Rapidome’un farklı ihtiyaçlara ve uygulama koşullarına uyarlanabilmesine olanak sağlıyor. Deprem sonrası acil barınma ihtiyacı, insani yardım kampları ve erişimin güç olduğu bölgelerde yapı üretimi, sistemin potansiyel kullanım alanları arasında yer alıyor.

Rapidome, 2025 yılında The Hammers Awards’ta B2B En İyi Pazarlama Ekibi, Şantiyenin Yıldızı’nda Yılın En İnovatif Yapı Teknolojisi ve Sabancı Holding 15. Altın Yaka Ödülleri’nde “Ölçeklenebilir Müşteri Deneyimi” kategorilerinde birincilik elde etti.

İki Farklı Teknoloji, Ortak Bir Yaklaşım: İnşaatta Zaman Yeniden Tasarlanabilir mi?

Çimsa FlyCrete ve Rapidome, farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirilmiş iki ayrı teknoloji olmakla birlikte, zamanın etkin yönetimi açısından ortak bir mühendislik yaklaşımında buluşuyor.

Çimsa FlyCrete, mevcut bir altyapının gerekli dayanıma ulaşarak mümkün olan en kısa sürede yeniden kullanıma açılmasına odaklanırken Rapidome, üretim yöntemini değiştirerek yapım süresinin kısaltılmasına olanak sağlıyor. Bir çözümde malzemenin dayanım kazanma hızı, diğerinde ise üretim teknolojisi toplam süre üzerinde belirleyici rol oynuyor.

Çimsa FlyCrete’in havalimanı pistinde, Rapidome’un ise farklı yapı ölçeklerinde uygulanması, her iki teknolojinin performansının gerçek saha koşullarında değerlendirilmesini mümkün kılıyor.

İnşaatta hız, yalnızca bir uygulamanın daha kısa sürede tamamlanması anlamına gelmiyor. Doğru malzeme ve üretim teknolojilerinin kullanılması; bekleme sürelerinin azaltılmasına, operasyon sürekliliğinin desteklenmesine ve farklı ihtiyaçlara daha kısa sürede yanıt verilebilmesine katkı sağlıyor.

Çimsa FlyCrete ve Rapidome’un ortaya koyduğu ortak yaklaşım da bu noktada öne çıkıyor: Süre, yalnızca uyulması gereken sabit bir kısıt değil; doğru malzeme, teknoloji ve mühendislik yaklaşımıyla optimize edilebilen bir proje parametresidir.

İnşaat projelerinde süre, çoğu zaman tasarım ve uygulama süreçlerini belirleyen temel parametrelerden biri olarak değerlendirilir. Betonun gerekli dayanıma ulaşması, yapım aşamalarının belirli …

Operasyonel Teknolojiler Nedir? Endüstriyel tesislerde, gözle görünmeyen fakat üretimin her anını etkileyen dev bir veri akışı vardır. Sensörlerden, makinelerden, proses kontrol sistemlerinden …