yesil-bina
Okuma Süresi 7 dakika
Paylaş:

Yeşil Bina Nedir? Yeşil Bina Uygulamaları Nelerdir?

Yazımızda yeşil bina teriminin anlamı, yeşil binaların önemi bu alanda yapılan uygulamalar ve örnekler, kullanılan malzemeler ve sürdürülebilir şehirler hakkında bilgilere yer vereceğiz. Dünyamız iklim krizi çerçevesinde birçok çevresel sorunla karşı karşıyadır. Son dönemlerde bu sorunları yönetebilmek için inşaat sektörü kendi payına düşen adımları atıyor. Bu kapsamda yazımızda,  inşaat sektöründeki sürdürülebilirlik açısından en büyük gelişmelerden biri olan “Yeşil Binalar”dan bahsedeceğiz.

Yeşil Bina Nedir?

Yeşil bina terimi, 1990’lı yıllardan sonra sürdürülebilirliğin inşaat sektörüne verdiği önemin artmasıyla duyulmaya başlanmıştır. İnşaat sektörünün üretim ve tasarım süreçlerinde teknoloji yardımı ile çevresel sorunların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Yapılan araştırmalara göre Dünyamızdaki çevresel etkilerin yaklaşık %70’ini standart binalar oluşturmaktadır. Ayrıca Global Statu Raporlarına göre standart binaların çevresel sorunlarının %11’i çelik, çimento ve cam gibi malzemelerden ve bu ürünleri üretirken ortaya çıkan karbondioksit emisyonlarının %39’undan kaynaklandığını belirtiliyor.

Yeşil binalar, bir yapının üretiminden başlayarak, mevcut konumuna has özelliklerinin incelendiği ve sonuçlara ait doğal enerji kaynaklarına yönelmiş malzemeler kullanarak sürdürülebilirliğin desteklendiği yapılar olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda kullanılan su, enerji gibi kaynakların verimliliğini arttırmayı ve standart binaların oluşturduğu zararları en aza indirmeyi amaçlar.

Yeşil Bina Uygulama ve Örnekleri 

Binaların çevreye verdiği olumsuz etkileri azaltmak ve yeşil bina uygulamalarının küresel alanda genişlemesi adına sürdürülebilirlik çalışmaları yapılmış ve bunların sonucunda yeşil bina standartları, sertifikaları ve derecelendirme sistemleri oluşturulmuştur.

İlk derecelendirme sistemi 1990’larda İngiltere’de BREEAM (Building Research Establishment’s Environmental Assessment Method) ile hayata geçti. Bunu takiben, Amerika Birleşik Devletleri tarafından 1998 yılında imzalanan LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasyon sistemi, çevreye olan etkilerin azalttırılarak yeşil bina bilincinin ve daha çevre dostu ürünlerin kullanımının arttırılması amacıyla ortaya çıktı. 1999 yılında sürdürülebilirlik çalışmalarını hızlandırmak için Yeşil Bina Konseyi (World Green Building Council) kuruldu. Böylece standart yapılaşma, modernleşme yolunda adım atmış oldu. 

Örnek verilen derecelendirme sistemlerinin yanında DGNB, SBTool, Casbee ve 2003’de BREEAM’den uyarlanarak Avustralya’da oluşturulan Green Star gibi sistemler de bulunuyor.

yeşil-bina-ekoloji

 Resim 1: Derecelendirme Sistemlerinin Kriterleri

BREEAM değerlendirme sistemi, bir binanın özelliklerini, tasarımını ve bina özelliklerini ayarlayan kabul görmüş performans ölçülerini kullanır. Kullanılan ölçüler, kriterlerin enerjiden ekolojiye geniş bir kategoride temsil edilir. Bu kategoriler; bina yönetimi, iç mekan sağlık ve refahı, enerji, su, ulaşım, malzeme, atık, arazi kullanımı ve ekoloji ile çevre kirliliği konularından oluşur. LEED sertifikasyon sisteminde ise puanların dağılımı enerji verimliliği ve CO2 azaltan stratejilere dayanıyor. Değerlendirmede her puan BREEAM ile benzer şekilde iklim değişikliği, iç mekan kalitesi, kaynak tüketimi ve su kullanımı dahil olmak üzere daha fazlasını da içeren 13 adet çevresel etki kategorisine sahip bir liste ile değerlendiriliyor. 

Günümüz dünyasında en çok kullanılan sertifikasyon sistemleri olan LEED ve BREEAM, Türkiye’de de sıklıkla kullanılıyor. Türkiye’de bu sertifika sistemlerini almış yeşil bina sayısı 484 olarak kaydedilirken bu zamana kadar 41,8 milyon m2 inşaat alanında LEED sertifikasyonu kullanıldı.

Yeşil binalar için derecelendirme sistemlerinin amacını özetlemek gerekirse;

  • Binaların yaşam döngüsünün çevre üzerindeki etkisini azaltmak, 
  • Binaların çevresel faydalarına göre tanınmasını sağlamak, 
  • Binalar için güvenilir bir çevre etiketi sağlamak,
  • Sürdürülebilir binalara olan talebi canlandırmak,
  • İnsan sağlığına olan olumsuz etkiyi minimize etmek diyebiliriz.

Bu konuda var olan çalışma örneklerini inceleyelim:

  • Sabiha Gökçen Havalimanı Terminal Binasında LEED sertifikasyon sistemi kullanılarak 110 puan üzerinden 66 puan alındı. Peki nasıl? Binadaki malzeme durumları, çalışma akışı ve hazırda ilerleyen performans değerlendirmeleri yapılarak enerji verimliliğinde iyileştirmeler yapıldı. İyileştirme analizleri ekonomik olarak planlandı ve hayata geçirildi. İklim değişikliği ile mücadele amacıyla bina emisyon değerleri incelenerek, yeşil bina hedeflerine göre iyileştirmeye dair yol haritası çizildi. En temel uygulama örneği olarak; bina içerisindeki aydınlatmalarda LED ışıklandırma kullanılarak aydınlatma verimliliği sağlandı.
  • Türkiye’den başka bir örneği Türkiye’nin LEED Platin sertifikalı ilk kulesi Allianz Tower’da görüyoruz. Allianz Tower’ın tasarımında ve inşaatında enerji verimliliğine odaklanan çevre dostu yapısı ve sürdürülebilir özellikleri ile LEED kriterlerine uyum sağlanarak; atık yönetimi, iç mekân kalitesi, doğal aydınlatma, sıcaklık ve nem kontrolü gibi insan sağlığına da etkisi olan etkenler dikkate alındı. Allianz Tower’da yapılaşmanın çevreye verdiği olumsuz etkiler minimize edildi. Binanın inşaatından itibaren yapılan tüm mimari revizyon ve çalışmalarda ekolojik ve uzun ömürlü malzemeler kullanıldı. Gün ışığını en yüksek verimlilikle kullanabilmek adına güneş kırıcı paneller ile termal konfor şartlarının ve gün ışığı kullanımının optimizasyonunun sağlanabileceği bir tasarımla dizayn edildi. 
Allianz-tower

Resim 2: Allianz Tower

  • Eskişehir Yemekhane binası ile LEED Platin sertifikası almaya hak kazanan Çimsa, çimento sektörünün ilk yeşil bina sertifikasına sahip olan firma özelliğini taşıyor. Çatı kaplamalarında özellikle açık renkli malzemeler kullanılarak binanın soğutma yükü azaltıldı, çatılarda ısı adası etkisi minimize edildi. Binada kullanılan malzemelerin %31’i geri dönüştürülmüş malzemelerden seçildi. İç mekanlarda %86 oranında doğal aydınlatmadan faydalanarak günışığından maksimum seviyede faydalanma hedeflendi. Binada su verimliliğini arttırmak ve şebeke suyu kullanımını minimuma indirmek için armatür ve rezervuar seçimlerinde tasarruflu ve sertifikalı ürünler seçilerek toplamda %58 oranında şebeke suyu tasarrufu sağlandı. Sahaya gelen yağmur suyu ise bölgedeki gölete aktarılarak yağmur suyunun değerlendirilmesi hedefleniyor.
yemekhane-binasi

Resim 3: Çimsa Eskişehir Yemekhane Binası

  • Çimsa’ya ait bir başka LEED Platin sertifikasını Afyon Fabrikası idari binasında görüyoruz. Binada öncelikli olarak yüksek enerji performansı ve karbon salımının azaltılması hedeflendi. Bu doğrultuda tasarım süreci esnasında enerji simülasyonu araçları kullanıldı; binanın mimari, mekanik ve elektrik projeleri en yüksek enerji verimliliğini sağlayacak doğrultuda tamamlandı. Tasarıma güneş panelleri dahil edilerek fosil yakıtlardan sağlanan enerji tüketimi azaltılmış oldu. Binanın çatısında her biri 260 W gücünde 90 adet fotovoltaik güneş paneli yer alıyor. Bu paneller binanın yıllık enerji ihtiyacının %25’ini karşılıyor. Ayrıca enerji verimli ısıtma-soğutma ve aydınlatma sistemleri ve mimari tasarımın katkısıyla binada %50’den fazla enerji verimliliği sağlanıyor. 
yesil-bina-idari

Resim 4: Çimsa Afyon İdari Bina

  • Bir diğer örneği Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz. ABD’de bulunan Bullitt Center adlı bina Başkan Hayes tarafından tasarlanarak hayata geçti. Bina içerisindeki sistem sayesinde yağmur ve atık suları arıtılarak geri dönüştürülmesi sağlanıyor. Ayrıca, güneş pilleri kullanılarak aydınlatmadan verimlilik sağlanıyor.
yesi-bina-bullitt-center

 Resim 5: Bullitt Center

  • Amerika Birleşik Devlet’inden bir diğer örnek; Phipps’ Sürdürülebilir Peyzaj Merkezi. Merkez enerji verimliliğini sağlamak amacıyla farklı enerji kaynaklarını (jeotermal, güneş, rüzgar) kullanarak kendi enerjisini üreterek yeşil bina olma konusunda güzel bir örnek teşkil ediyor. Aynı zamanda bina çatısında yürüyüş yolları da bulunuyor.
surdurulebilr-kalkinma-yesil-bina

 Resim 6: Phipps’ Sürdürülebilir Peyzaj Merkezi

  • Bahreyn’de bulunan Dünya Ticaret Merkez binası 50 kattan oluşan ikiz kuleler şeklindedir. Bu binanın en önemli özelliği ikiz kuleler arasında bulunan rüzgar tribünleridir. Rüzgar tribünleri sayesinde binanın enerji ihtiyacının büyük bir bölümü yenilenebilir enerjiden karşılanıyor.
dünya-ticaret-binasi-yesil

Resim 7: Bahreyn Dünya Ticaret Merkez Binası

Yeşil Binalarda Kullanılan Malzemeler

Yeşil binada kullanılan malzeme kombinasyonları, binanın bütün yaşam döngüsü sürecinde olumsuz çevre etkisi minimum olan materyallerin seçilmesiyle sağlanır. Yeşil binaların doğası, sürdürülebilir ürünlerin ve materyallerin kullanımına teşvik eder. Güneş panelleri, rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak yeşil binalar oluşturulur. Yeşil binalar iç ve dış mekân tasarımlarıyla ve yaşam döngüleri boyunca ev sahipliği yaptıkları uygulamaları ile sürdürülebilirliğe ve çevre korumasına katkı sağlar. Geri dönüşüm, sıfır atık konularını destekler; doğal kaynak kullanımlarıyla çevre korumasına ve sürdürülebilirliğe katkı sağlar. Yeşil binalarda kullanılan materyaller, insan sağlığını etkileyen hava kalitesi faktörünü de olumlu ölçüde etkiler. 

Yeşil binalarda kullanılan malzemeler, binaların coğrafi konumlarından, kültürlerinden, enerji tüketim türlerinden dolayı farklılık gösterebilir. Bu durumda uygulanan sertifikasyon sistemleri de değişir. Uluslararası Yeşil Bina Sertifikaları raporları incelenerek Türkiye standartlarına göre yeni sertifikasyon sistemleri oluşturmak için çalışmalar yürütülüyor. Böylelikle ekonomik olarak da tasarruf sağlanması amaçlanıyor.

Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Şehirler

Kent sayısının ve  kentlerde  yaşayan  nüfusun  artması,  işbölümünün  çeşitlenmesi,  toplumsal  yapının değişimi  gibi  çeşitli  etkenler  kentlerin  olumsuz gelişimini ve  değişimini  ortaya  çıkarmıştır. Kent sayısının ve kentlerde  yaşayan  nüfusun  artması,  işbölümünün  çeşitlenmesi,  toplumsal  yapının değişimi  gibi  çeşitli  etkenler  kentlerin  olumsuz  gelişimini  ve  değişimini  ortaya  çıkarmıştır. Kent sayısının  ve  kentlerde  yaşayan  nüfusun  artması,  işbölümünün  çeşitlenmesi,  toplumsal  yapının  değişimi  gibi  çeşitli  etkenler  kentlerin  olumsuz gelişimini  ve  değişimini  ortaya  çıkarmıştır.

Nüfusun hızlı artışıyla beraber, kentleşme ve toplumsal yapının değişimi gibi çeşitli sorunlar dünyada baş göstermeye başladı. Bu nedenle sürdürülebilir şehirler zorunluluk haline geldi. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nda yer alan SKA 11 Sürdürülebilir Şehirler ve Toplulukla ’da “şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılma” amacı açıkça belirtilir.

SKA 11 ile sunulan alt amaçlar, yeşil bina sistemlerinin kurulma amaçları ile benzer arka plana sahiptir.  Bu doğrultuda sürdürülebilir şehirleri sağlama yolunda; güvenli ve erişilebilir konutlar, kapsayıcı ve sürdürülebilir kentleşme, şehirlerin çevresel etkilerinin azaltılması, güvenli ve kapsayıcı yeşil alanlara ve kamusal alanlara erişim sağlanması ve güçlü ulusal ve bölgesel planlaması yeşil binaların yaygınlaştırılması ile desteklenebilir.

Resim 8: SKA Alt Amaçları

Yeşil Bina ve Önemi 

Yeşil bina, günümüzde gelişimi devam eden ve hareketli bir kavramdır. Dünyanın birçok yerinde şehir planlaması, sanayi ve inşaat sektöründe değişimler başlamış durumda. Bu değişiklikler sadece çevresel değil ekonomik ve toplumsal olarak fayda sağlarlar. Yeşil bina kavramı yeni duyulmaya başlamış olsa da ilerleyen günlerde hayatımıza katacağı faydalar ile daha sürdürülebilir ve kalıcı sonuçlar almaya devam edeceğiz.

Kullanılan Kaynaklar:

Yazar: Elif Mürtekin

İnşaat ve yapı malzemeleri sektörü, hayatımızın birçok alanında karşımıza çıkan ve her anlamda etkileşimde bulunan malzemelerle dolu. Ancak çimento, bu geniş yelpazede …

Çimsa Blog’da hazırladığımız bu yazıda, Çimsa’nın yeni inovatif ürünü olan Flycrete hakkında bilgi vermek istiyoruz. Flycrete, sadece birkaç saat içinde yüksek dayanıma …